Comedy Cast Ajans Duyuru ve Haberleri

Mola bitti

 

Emel, mutluluk mu yoksa macera mı arıyor, izleyici pek kestiremedi. Sizce ne tür bir arayış içinde?

- Emel, her kadın gibi mutluluk arayışında... Ama ne yazık ki gerçek mutluluğu nerede arayacağıyla ilgili açık adres yok elinde. Bu yüzden her ihtimali yoklayıp, her kapıyı çalıyor o adamı bulmak için. Alışılmamış, radikal yöntemleri olduğundan da bize değişik geliyor. Ama inanın, bir erkeği nikah masasına oturtmak için birçok kadının sabırla ve yıllarca oynadığı “ideal eş” rolünü oynatamayacağınız kadar gerçek bir tip. Bir süre oynar belki ama üstünde iyi durmaz o elbise, sıkılır ve kendini açık eder. Kendi gibi biriyle birlikte olmalı bence Emel. Ancak bu şekilde mutlu olabilir.

İlerleyen bölümlerde de bu arayış devam eder mi sizce? Yoksa aradığını bulacak mı?

- Dizinin orijinalini aynen aktardığımızdan aslında Emel’in yolu belli ama Emel arayışsız kalır mı Allah aşkına? Ummadığınız çok şey olacak, sabır! Şimdi sürprizi kaçmasın.

Bu arada, hep seksi kadın rolleri oynadığınız şeklindeki yorumlara ne diyorsunuz? 

- Aslında ben sürekli seksi kadını oynamıyorum. Geride bıraktığım projelere bakalım; “Haziran Gecesi”, “Dudaktan Kalbe”, “Ömre Bedel”... “Haziran Gecesi”ndeki eskort kız dışında diğerlerinde seksapel ön planda değildi. Ben farklı roller denemeyi önemsediğimden birbirinden farklı roller seçmeye özellikle özen gösteriyorum çünkü... Buna reğmen şu “çekici”, “seksapel” gibi tanımları geçmişten beri duyarım. Emel rolüyle bu daha da öne çıktı çünkü Emel’in seksi görünmek gibi ekstra bir çabası da var. Hayatımda ilk kez bu rol için iki beden büyütücü iç giyim ürünleri kullanıyorum. Sonra aynada bakıp gülüyorum o 90 beden halime.

Peki bu tanımlardan rahatsız mısınız?

- Yooo, rahatsızlık duymuyorum açıkçası. Kadınlar kendilerine “seksi” dediğinde erkekler rahatsız olmuyor da, ben bir kadın olarak neden rahatsız olayım? Bu sende olan özel bir auradır ve kıymetini bilmek gerekir.

Siz gerçekte kendinizi seksi buluyor musunuz?

- Alakam yok. Ben seksi görünmek için uğraşan insanların o uğraşılmış, düşünülmüş hallerini aksine itici bulurum. Ben bırak dağınık kalsın tadında bir kızım gerçek hayatta. Biraz bohem bir tipim, doğalım yani, anıma göre giyinirim. Elbette nasıl göründüğümle ilgilenirim ama kovboy çizmesi ve deri pantolon giyip, gotik makyaj yapıp sonra arabada Türk sanat müziği dinlemem. Dinlediğim müziğin, okuduğum kitabın yansımasıdır görüntüme yansıyan. Bu yüzden çekici buluyorlar belki de bilmiyorum.

BENNU YILDIRIMLAR: POLLYANNA OLMADIĞIMI BİLİYORUM

Diziden önce tiyatroyu sorayım... “Dar Ayakkabıyla Yaşamak” oyununuz nasıl gidiyor? İzleyicinin ilgisi nasıl?


- İstanbul Şehir Tiyatroları’ndaki yeni oyunumuz “Dar Ayakkabıyla Yaşamak”, 16–20 Ocak tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde... Bunun yanı sıra yine aynı yazarın (Duşan Kovaçeviç) geçen sezon da sahneye konan “Buluşma Yeri”nde de oynuyorum. Her ikisine de seyircinin ilgisi büyük; biz oynamaktan, onlar da izlemekten keyif alıyor.

Tiyatroda iki ayrı karakter, üstüne bir de “Umutsuz Ev Kadınları”nın Nermin’i... Bu tempoda “Bennu” olmaya vakit kalıyor mu?

- Koşuşturma hayatımın bir parçası artık, alıştım. Bu tempoda sevdiğim şeyleri yapmak için fırsat yaratmaya özel gayret gösteriyorum. Ancak istediğim oyunları eskisi kadar görmeye vakit bulamadığım için üzgünüm.

Gelelim dizideki Nermin karakterine... Tam sonunda mutluluğu buldu demişken yine başına türlü işler geldi. Bu bahtsızlık nereye kadar devam eder sizce? Kurtuluş yok mu?

- Bilmiyorum ki... Bizim dizinin matematiğinde var olan gizemler silsilesi, Nermin’in de peşini bırakmıyor. İnanın ben de oynarken, bir sonraki bölümde neler olacağını merak ediyorum. 

Nermin’in yaşadıklarına bakıp “Yok artık, bu da olur mu?” demiyor musunuz hiç?

- Doğrusunu söylemek gerekirse Nermin, benim çok da karşılaştığım türden bir karakter değil. O yüzden evet, benim de bazen şaşırdığım oluyor. Ama Nermin’i elimden geldiğince anlamaya, en doğru şekilde yorumlamaya çalışıyorum.

Sizin şu sıralar umutsuz olduğunuz bir şey var mı?

- Pollyanna olmadığımı biliyorum, ama insan her şeye rağmen umutsuz yaşayamaz. Özellikle de büyütmekte olduğunuz bir çocuğunuz varsa...

EVRİM SOLMAZ: ZELİŞ’İN UMUTLARI TÜKENMİŞ OLAMAZ

Dizi seti koşturmacası yeniden başladı. Öncesinde verdiğiniz kısa molayı nasıl değerlendirdiniz?


- Vaktimin çoğunu doğanın bizlere sunduğu güzellikleri keşfetmeye ve bu güzel enerjilerle yaşamaya ayırdım. Maalesef şehir yaşantısı ve yoğun iş temposu nedeniyle zaman çok hızlı akıp gidiyor. Bu kadar hızlı yaşamak da farkındalıklarımızı, yaşam kalitemizi olumsuz etkiliyor. Benim için bunu dengelemenin en güzel yolu doğa ile baş başa kalmak...

Oyunculuğunuza diyecek yok ama geçen yıl “Beyaz Show”a katıldığınızda çok tutuktunuz. Hatta canlı yayın fobiniz olduğu söylendi. Bu doğru mu?

- Evet, canlı yayın fobim var. Aslını sorarsanız, sadece canlı yayın da değil, bant yayın da beni ciddi biçimde tedirgin ediyor. Bundan kurtulmaya gayret ediyorum, azmin elinden bir şey kurtulmaz.

Bir dönem caz programları yapıyordunuz. Yeniden bir yerlerde sahne almak, caz söylemeye devam etmek istiyor musunuz?

- Üniversite yıllarında öyle bir deneyimim oldu, doğru. Çok da severek söylüyordum ama o günler artık geride kaldı. Başarı emek istiyor ve ben şimdilerde enerjimin çoğunu oyunculuk ve eğitmenliğe ayırıyorum.

Dizide canlandırdığınız Zeliş’e gelelim... Sizce Zeliş’in Kudret’le ilgili tüm umutları tükenmiş midir?

- Pek tükenmiş gibi durmuyor, sürprizler de olacaktır. Geleceğin Zeliş’e neler hazırladığını hep birlikte öğreneceğiz.

Zeliş, bekâr bir kadın artık. Kudret’siz yaşamaya alışabilecek mi dersiniz?

- Her kadın kendi ayakları üzerinde durabilmeli. Gerekirse Zeliş’de durur herhalde.

CEYDA DÜVENCİ: UMUTSUZ OLDUĞUM ÇOK ŞEY VAR

“Umutsuz Ev Kadınları”nda canlandırdığınız Elif karakteri, daha önce iş hayatına atılmayı denemiş ama sonra çocukları uğruna bundan vazgeçmişti. Şimdi eşinin yanında çalışıyor. Biraz rahatlamıştır herhalde...


- Ev işleri ve çocuklara yetişmek dışında bir de çalışması, Elif açısından ekstra yorgunluk... Şu anki durumun tek avantajı eşi ile çalışması olabilir ama yine de bu durum yorgunluğunu azaltmıyor. Sonuçta ev, çocuklar ve iş, taşıması zor bir yük bence...

Ama siz de çalışan bir annesiniz...

- Anne olduktan sonra çalışmak bir tercih ve elbette çok zor... Evladınızın büyüme evresini kaçırdığınızı düşünüyor hatta zaman zaman anneliğinizi bile sorgulamak durumunda kalıyorsunuz. Çalışmak, insana böyle yersiz duygular yaşatıyor maalesef. Ama zamanla bu duyguların üstesinden geldim. Kızımla da çok doğru bir anne-kız ilişkisi kurduğuma inanıyorum. Onunla geçirdiğim tüm zamanların tadını doya doya çıkarıyorum.

Çalışan bir anne olmanın en keyifli ve en olumsuz yanları neler?

- En keyifli yanı sevdiğim işi yapıyor olmak, en zor yanı ise tabii ki kızımdan uzak kalmak.

Şu sıralar umutsuz olduğunuz bir şey var mı?

- Umutsuz olduğum çok şey var, okuyan bir kadın olarak umutsuzluğa kapılmamak mümkün mü? Haberleri dinlediğimde, çevreme baktığımda, mutsuz ve para sıkıntısı çeken, hayata yetişemeyen, tam olarak hayattan ne istediğini bile fark edecek zamanı olmayan insanları, şiddet gören kadınları, yok edilmeye çalışan meslek gruplarını görünce umutsuz olmamak mümkün değil.

SONGÜL ÖDEN: BEN DE HEYECANLIYIM AMA YASEMİN KADAR DEĞİL

Songül Hanım, dizide canlandırdığınız Yasemin fazlasıyla heyecanlı ve panik bir karakter... Bu anlamda aranızda bir benzerlik var mı?


- Ben de heyecanlı bir insanım ama Yasemin’in paniği ve heyecanı çok uç noktada... Hatta onun en karakteristik özelliği. Karakteri yaratmamda bu dominant özellikler bana çok yardımcı oldu.

Bir süre önce BBC’de sizden övgüyle söz edilen bir haber yer aldı, neler hissettiniz?

- Tabii ki çok mutlu oldum. Başka coğrafyalarda yaptığınız işten ve sizden bahsedilmesi, hem de övgüyle söz edilmesi çok heyecan verici bir şey.

Bu arada “Küçük Adam Ne Oldu Sana?” oyununuz nasıl gidiyor? Turneleriniz olacak mı?

Oyun çok güzel gidiyor, çok yetenekli bir ekiple, çok güzel bir oyun oynuyorum. Turneler de olacak. İlk olarak şubat ayının ilk haftasıAnkara turnesi var, sonra da İzmir’e gideceğiz.

Son olarak size de sorayım; şu sıralar umutsuz olduğunuz bir şey var mı?

- Her insan gibi benim de zaman zaman bazı konularda umutsuzluğa kapıldığım oluyor, ama süreklilik arz eden bir umutsuzluğum yok. Zaten umut olmadan hareket edemeyiz. Umut etmek, bizi yarınla hatta bir saniye sonrasıyla ilişkilendiren bir güçtür.

Ekibimize Katılmak İster misiniz?

Model olmak isteyen ama model olmak için hangi yolları izlemesi gerektiğini bilmeyen veya modellik başvurusu ve cast ajanslar hakkında soruları olanlar için en doğru adrestesiniz.

Hemen Kayıt Ol